DEVRİMCİ TUTSAK SERDAR POLAT’IN YARGILANMASINA DEVAM EDİLİYOR!

DEVRİMCİ TUTSAK SERDAR POLAT’IN YARGILANMASINA DEVAM EDİLİYOR!

 

20.09.2013 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğüne yönelik eylem sonrasında vurularak yakalanan müvekkilimiz Serdar POLAT, yakalandığı andan itibaren işkencelere maruz kalmıştır. Kendisine uygulanan işkencelerden sonra da hakkında açılan dava ile bir çok suçtan ağır cezalarla cezalandırılmak istenmektedir.

Müvekkilimiz Serdar POLAT’ın yargılandığı davanın duruşması Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinde 18.08.2014 tarihinde görülecektir. Tüm meslektaşlarımızı ve halkımızı devrimci tutsak Serdar POLAT’ın mahkemesini izlemeye çağırıyoruz.

 

YER: Ankara Adliyesi-9.Ağır Ceza

TARİH: 18.08.2014

SAAT:10.00                                                      HALKIN HUKUK BÜROSU

TAYLAN TANAY'IN HALKIN HUKUK BÜROSU İLE İLİŞKİSİ KESİLMİŞTİR!

Açıklama No: 
400

 

HALKIN HUKUK BÜROSU

Hürriyet Mah. Dr. Cemil Bengü Cad.

Çiçek Sk. No:3/3 Kâğıthane/İSTANBUL

Tel/Faks 0212 296 31 59       halkinhukuk@gmail.com

Açıklama No: 400 21.07.2014

TAYLAN TANAY'IN BÜROMUZLA İLİŞKİSİ KESİLMİŞTİR

"Halkımıza, yoldaşlarımıza ve müvekkillerimize;

Sizlere duyduğumuz saygının ve sorumluluğun bir parçası olarak yakın zamana kadar büromuzda avukatlık yapmış olan Taylan Tanay ile ilgili bir açıklama yapmak gerektiğini görüyoruz.

Taylan Tanay'ın büromuzla politik, ideolojik, kültürel, fiili hiçbir bağı kalmamıştır. NEDEN;

Halkın Hukuk Bürosu, kurulduğu yıldan bu yana, değerler yaratmış, kapitalist rekabet ortamının kirli ilişkilerine alternatif bir avukatlık pratiğinin yaratılıp geliştirilebileceğini savunmuş ve bu uğurda bedeller ödemiştir. Ne devlet tarafından gelen tehditlere, gözdağlarına, infaz ve tutuklama saldırılarına ne de burjuva ideolojisinin dayattığı ve sinsi bir biçimde yaymaya çalıştığı kültüre, kimliğe, statükoya teslim olmuştur. Kapitalist düzenin kültürel ve ideolojik saldırılarına karşı pasif bir direngenlik yerine açıktan ve fiili olarak mücadele etmiştir.
Halkın Hukuk Bürosunun yarattığı geleneği ayakta tutan, ilerleten ve geliştiren güç ilke ve kurallarıdır. İlkelerimiz başımızı dik tutarak düşmanın gözünün içine bakmamızı sağlamıştır. 

 

Kurallarımız güvenliğimizin koşuludur... İlkelerimiz olmasaydı, değer oluşturamaz, gelenekler de yaratamazdık..

İlke ve kurallarımızı belirleyen şey ise ideolojimizdir.

Biz sosyalistiz. Sosyalist ideolojinin ilke ve kuralları ile düşünür, yaşar ve savaşırız...

25. YILIMIZDA HALKIMIZI VE MESLEKTAŞLARIMIZI 29 HAZİRAN'DA HARBİYE'YE BEKLİYORUZ!

 

 

ÇEYREK ASIRDIR FAŞİZME KARŞI HALKIN AVUKATIYIZ

Boşuna sevmedim nehirleri! Aktıkça büyüme­si boşuna değil nehirlerin! Akan büyür, ey yolcu!

 

1980 Faşist Askeri Cuntası’nın hapishanelere gönderdiği on binlerce devrimcinin, sendikacının ve siyasi muhalifin toplu davalarla cezalandırılmak istendiği yıllarda kuruldu büromuz. Sıkıyönetim askeri mahkemeleri, yerlerini, içlerinde asker üyelerin de bulunduğu Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ne bırakmıştı. Sanık sayısı nedeniyle spor salonlarında görülen duruşma celseleri saatlerce sürüyor, sanıklar ve avukatlar yıldırıcı bir baskı altında tutuluyorlardı.

 

Halkın Hukuk Bürosu; işte bu davaların en büyüklerinden birinde, ülke tarihinin en uzun sürmüş ceza davası unvanına sahip olan, 1243 sanıklı Devrimci Sol ana davasıyla mücadelesine başladı. 1989 yılında “eski kuşak” avukatların iş yoğunluğu bahanesiyle tutsakları hapishanede ziyaret dahi etmediği bir süreçte, Devrimci Sol Ana Dava sanıkları tüm avukatlarını azletmiş ve geleceklerini Halkın Hukuk Bürosu’nu kuracak olan genç avukatlara emanet etmişlerdi.

ÇOCUKLARIMIZDAN UZAK DURUN! ÇEKİN O PİS, KANLI ELLERİNİZİ.

Açıklama No: 
399

Açıklama No: 399                                                                  17.06.2014

 

ÇOCUKLARIMIZDAN UZAK DURUN!

ÇEKİN O PİS, KANLI ELLERİNİZİ.

 

“…öyle ölsem öyle ölsem ki çocuklar
size hiç ölüm kalmasa…”

Daha kanını caddeye akıtır akıtmaz başladılar yalanlar kusmaya… Adana Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya bakın;

“ … Yapılan çalışma neticesinde 14-15 yaşlarında bir eylemcinin anılan sokak içerisinde el yapımı patlayıcı olduğu değerlendirilen bir maddenin infilakı ile olay yerinde hayatını kaybettiği öğrenilmiştir…”

SALDIRILAR BASKILAR İLE HALKIN AVUKATLIĞINI YAPMAMIZI ENGELLEYEMEZSİNİZ.

Açıklama No: 
398

KATİL AKP POLİSİ HALKA, HALKIN AVUKATLARINA SALDIRMAKTAN VAZGEÇ!

 

SALDIRILAR BASKILAR İLE HALKIN AVUKATLIĞINI YAPMAMIZI ENGELLEYEMEZSİNİZ.

 

AKP son bir haftadır, dizginsiz bir biçimde halka, halkın avukatlarına saldırmaktadır. Siyasi krizi yönetemenin sancılarını çekiyor. Bu nedenle her demokratik hakka, her adalet talebine saldırıyor.

AKP Haziran ayaklanmasının yıldönümünde, bir önceki yıl yaşadığı kabusun dehşeti ile saldırıyor. Sokak ortasında yakaladığı her insana işkence yapıyor. Darp ediyor, linç ediyor, içeriği bilinemeyen gazlar kullanıyor, ters kelepçe uygulaması ile gözaltına aldığı kişilerin bilekleri kangren olacak şekilde sıkıyor. Gözaltına aldığı kişileri kapalı bir mekana kapattıktan sonra bulundukları yere gaz atıyor..Gözaltına alınan kişi her aşamada işkence ile karşılaşıyor.. İşkence sokak ortasında başlayıp hastane muayene odalarına kadar devam ediyor. İşkence konusunda öyle rahatlar ki, işkenceyi doktorun gözü önünde yapıyor..

AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKİYORSUN AKP!

Açıklama No: 
397

AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKİYORSUN AKP!

YOKSUL MAHALLELERİN HALKINI ADALET İSTEMEKTEN MEN EDEBİLECEK HİÇBİR KUDRET YOKTUR.

 ADALET ANAMIZIN AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR.

HAK BATILI YENECEK ADALET YERİNİ BULACAKTIR.

“Siz dalını kırıyorsunuz diye

Bahardan vazgeçer mi hayat? ”

Ü.ilter

15 yaşında bıraktınız, 14 yaşında vurup 16 kiloyla tabutundan hafifti toprağa verdiğimizde Berkin’i.  Haziranın en genç tohumuydu O. Bütün haziran şehitleri için üç milyon olup verdik toprağa…

13 kurşunla 12 yaşında vuruldu Uğur Kaymaz.   

Enes 3 ündeydi vurduğunuzda. Mizgin 9 yaşında…

Ölüm oruçlarında 122 kez ağlattınız anaları

Ceylan’ ı 8 yaşında anasının eteklerinde toplattınız.

Roboski’de hava bombardımanıyla paramparça ettiniz yoksul Kürtlüğümüzü!

Reyhanlı’da kardeş Suriye halkına düzenlediğiniz provokasyonlar halkımıza fatura edildi. Onlarca öldük. 

PATRONLARA İŞÇİLERİ TOPLUCA KATLETME CESARETİ VEREN BU DÜZENİN YARGI SİSTEMİ, YARGI PRATİĞİDİR.

PATRONLARA İŞÇİLERİ TOPLUCA KATLETME CESARETİ VEREN BU DÜZENİN YARGI SİSTEMİ, YARGI PRATİĞİDİR.

"Nasıl ki doğa, boşluktan nefret ederse,  sermaye de kârsızlıktan ya da az kârdan nefret eder. Kâr elverişli oldu mu, sermaye yürekli olur: %10 garantili kârla her yerde kullanılabilir; 20'de kızışır; %50'de delice bir cesarete gelir; %100'de bütün insani yasaları ayaklar altına alır; %300'de işlemeyeceği cinayet yoktur, darağacı pahasına da olsa.

(Kapitalist Toplum Zubritski/Mitropolski/Kerov syf. 19 )

 

Kapitalist toplum kitabından aktardığımız bu sözler bir İngiliz sendikacısı tarafından söylenmiş. Sözün edildiği tarihte patronların işledikleri cinayetler karşısında aldıkları ceza idam mıydı bilmiyoruz ama şimdilerde işledikleri cinayetler karşısında ödemeyi göze aldıkları bir bedel yok!

KAZA DEĞİL İŞ CİNAYETİ, FACİA DEĞİL KATLİAM! SOMA’DA KATLEDİLENLERİN SORUMLUSU TEKELLER VE AKP İKTİDARIDIR!

Açıklama No: 
396

                                                                                                              14.05.2014

 

KAZA DEĞİL İŞ CİNAYETİ, FACİA DEĞİL KATLİAM!

SOMA’DA KATLEDİLENLERİN SORUMLUSU TEKELLER VE AKP İKTİDARIDIR!

13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa'nın Soma İlçesi'ndeki Soma Holding'e ait olan kömür madeninde patlama sebebi net olmamakla birlikte birden fazla trafo patlaması nedeniyle yangın çıktığı belirtiliyor. Soma Holding'e ait bir kömür ocağında meydana gelen patlama nedeniyle çok sayıda işçi madende mahsur kaldı. 

Soma Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı’nın açıklamasına göre en az 200-300 işçinin madende mahsur kaldığı, AFAD'ın açıklamasına göre ise, çok sayıda işçinin öldüğü, yüzlerce işçinin ise mahsur kaldığı bildiriliyor.

 

1941'den bugüne kadar Türkiye'nin birçok bölgesinde yer alan kömür ve diğer maden ocaklarında yaşanan, grizu patlaması, göçük ve yangından kaynaklı  3 binden fazla işçi kapitalist kar hırsı uğruna can verdi ve işçi hayatlarını yok sayan sözüm ona "kazalarda" 100 bini aşkın işçi  yaralandı.

 

AKP iktidarı boyunca ise 100’den fazla işçi maden ocaklarında katledilmiştir.

 

Sadece son 12 yılda yaşanan maden ocağı katliamları;

22 Kasım 2003: Karaman'ın Ermenek ilçesinde grizu patlaması (10 ölü)

8 Eylül 2004: Kastamonu'nun Küre ilçesinde yangın (19 ölü)

2 Haziran 2006: Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde grizu patlaması (17 ölü)

10 Aralık 2009: Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde grizu patlaması (19 ölü)

17 Mayıs 2010: Zonguldak'ta grizu patlaması (30 ölü)

8 Ocak 2013: Kozlu'da grizu patlaması (8 ölü)

 

Ve şimdi SOMA...

 

Bu tabloyu yaratan, tekellerin kâr hırsı, taşeronlaşma ve işçi hayatını yok sayan kapitalist düzendir. Daha önce yaşanan katliamların hesabı sorulmadığı ve sorumluları cezalandırılmadığı için yeni katliamların önü açılmıştır. 

 

17 Mayıs 2010 Zonguldak grizu patlamasında  Recep Tayyip Erdoğan,  daha acılı aileler cenazelerini teslim alamamışken "bu mesleğin kaderinde maalesef bu var" diyerek katliamın sorumluluğundan kurtulmak istemiştir. Yaşananlar “Kader” olmadığı gibi , “meslek gereği ölüm” yoktur. Meydana gelen her ölümden bizzat Başbakan ve Bakanlarıyla tüm AKP hükümeti sorumludur. Ne bu cinayetler bir kader; ne de bu katliamlar bir kazadır.  

 

Şimdi iktidarın temsilcilerinden bol bol “kader” açıklamaları ve “sabır” dilekleri duyacağız. Kar hırsı, taşeronlaşma ve sömürü düzeninin yarattığı ölümlerin “kader ve sabır” vurdumduymazlığıyla bertaraf edilmeye çalışılmasını izleyeceğiz.

İktidarın hiçbir açıklamasına inanmıyoruz, yalanlarını dinlemiyoruz!

Açlık ve yoksulluk gibi ölüm de kan emici patronların ve uşaklarının yarattığı bir sonuçtur.

 

Donduran soğuk, ters esen lodos, patlayan maden, çöken bina, akan sel hep yoksulların mı düşmanıdır?

Ölüm hep yoksulların payına mı düşer? Hayır, Bu tabloyu yaratan sömürü düzenidir. İnsanlarımızın canını hiçe sayan, işçiyi, emekçiyi değil yapılan "işi", elde edilen kârı düşünen kapitalist devlettir. Bu kapitalist sistem sürdükçe; bir avuç azınlık için halkın akan kanı hep ucuz olacaktır.

 

Onlar bir avuç kömür için bir ömür verenleri düşünmezler. Onlar yitip giden canları değil; ödeyecekleri tazminatları düşünürler. Bizler halkımızın acısını yüreğimizde hissederken onlar halktan gerçekleri gizler, halkı aldatırlar. 

 

Ölüm sayısı giderek artıyor. Enerji Bakanı “sayılar üzerinde durmayın” diye açıklama yapıyor. İşte bakış açısı budur. Halkı “sayılardan”, istatistiklerden ibaret gören AKP iktidarının katlettiği insanlarımızın hesabını soracağız.

Yaşanan bu katliamda işçilerin ve ailelerinin yanındayız. Bizler halkın avukatları olarak işçi ailelerinin acılarını paylaşmak, elimizden  gelen desteği sağlamak için Soma'ya gidiyoruz. Sabır değil, hesap sorma çağrısı yapıyoruz! Katillerin yakasını asla bırakmayacağız.

 

 

HALKIN HUKUK BÜROSU

 

BASINA VE HALKIMIZA

Açıklama No: 
394
 
02.05.2013 Tarihinde Hürriyet Gazetesinde yayınlanan “Berkin’e nişan alan 2 polis tespit edildi” başlıklı haber ve basında çıkan diğer haberler nedeniyle soruşturma dosyasının geldiği aşamaya dair bir açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur;
 
1- Bugün itibariyle savcılıkça görevlendirilen özel bilirkişi tarafından dosyaya sunulmuş herhangi bir rapor yoktur.

KOZMİK ODA YALANLARI ÇÖKTÜ!

Açıklama No: 
393

Kozmik Oda Yalanları Çöktü

 

Halkın Hukuk Bürosu

 

Kozmik Yalanlar Çöktü

 

Tahliye olan müvekkillerimizin listesi;

 

Kamile Kayır

Veysel Şahin

Yeliz Kılıç

Elif Sultan Kalşen

Dursun Göktaş

Leyla Aracı

Alişan Gül

Güven Usta

Mahir Bektaş

Bulut Yayla

Şafak Yayla