HAK MÜCADELESİ VE HUKUK SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ
EMPERYALİZM YENİLECEK
DİRENEN HALKLAR KAZANACAK!
Devlet tarafından katledilen meslektaşımız ve yoldaşımız Avukat Fuat ERDOĞAN’ın anısına düzenlediğimiz uluslararası sempozyumumuzun ikincisini “HAK MÜCADELESİ VE HUKUK” başlığıyla 17-18 Eylül 2011 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirdik. Emperyalizm, Arap dünyasına yönelik ablukasını ve müdahelesini arttırdı. Libya halkı, emperyalizmin açık bir askeri saldırganlık ve politik müdaheleye maruz kaldı, Suriye de demokrasi adı altında işbirlikçi bir rejim kurmak amacıyla benzari bir tehdit ile karşı karşıya. Filistin emperyalizm destekli İsrail katliamlarına, Latin Amerika Kolombiya’dan başlayarak tüm kıtaya yayılan kontrgerilla katliamlarına sahne olmaya devam ediyor. Avrupa’da göçmen ve yabancı düşmanlığı beslenerek yükseltiliyor. Türkiye’de hedefine devrimciler ve Kürtler başta olmak üzere tüm muhalefeti koyan açık terör artarak sürüyor. Tüm bu gelişmelerin “terör hukuku” ve “güvenlik ihtiyacı” adı altında bizim mesleki yaşam alanlarımızda kurgulandığını görüyoruz. Sadece yaşam hakkımıza saldırılmıyor. Barınma, çalışma, sağlık, beslenme, temiz su, anadil, kültürel çeşitlilik, örgütlenme, ifade, seyahat… Tüm temel haklarımızın bize sorulmadan sınırlanabileceğine, hatta geri alınabileceğine inandırılmaya çalışılıyoruz.TECRİT İNSANLIK SUÇUDUR! TECRİTİ UYGULAYANLARA KALİTE ÖDÜLÜ, BU SUÇ ORTAKLIĞININ EN BARİZ GÖSTERGESİDİR.
Açıklama No:
331
TECRİT İNSANLIK SUÇUDUR
EMEĞİMİZİ, ALIN TERİMİZİ ÇALANLARLA BİZİ KATLEDENLER BİR VE AYNIDIR
TECRİTİ UYGULAYANLARA KALİTE ÖDÜLÜ, BU SUÇ ORTAKLIĞININ EN BARİZ GÖSTERGESİDİR.
Kısa adı KALDER olan Türkiye Kalite Derneği’nin İzmir Şubesi, 2011 yılı Ege Bölgesi Avrupa Kalite Ödülünü İzmir 1 Nolu F Tipi Hapishanesi, Er-Bakir, Hugo Boss, Rexam Paketleme AŞ isimli kuruluşlara verdi. Ödül kazanan kuruluşlar Kazananlar Konferansı adıyla 10 Ekim 2011 tarihinde Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıyla, ödülü nasıl kazandıklarını anlattılar.
Eğer söz konusu olan sermaye örgütlerinin kendi aralarındaki yarışı ve bunun sonucunda aldıkları ödül olsaydı ilgilimizi çekmeyebilirdi. Ancak ödül verilen kuruluşlarından birinin bir hapishane, bunun ötesinde bir F Tipi hapishanesi olması bazı izahları kamuoyuyla, halkımızla paylaşmayı zorunlu kılmaktadır.
İSTANBUL C. BAŞSAVCI VEKİLİ FİKRET SEÇEN, KAMUOYUNU YANILTIYOR
Açıklama No:
330 FERHAT TÜZER VE BERNA YILMAZ'IN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN 19 AY ÇALANLAR SORUMLULUKTAN KURTULAMAZ
İstanbul Özel Yetkili C. Başsavcı Vekili Fikret SEÇEN imzası ile halen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/133 esas sayılı dava dosyası kapsamında yargılamaları süren ve kamuoyunda parasız eğitim istedikleri için tutuklanan öğrenciler olarak bilinen Ferhat TÜZER ve Berna YILMAZ hakkında 7 Ekim 2011 tarihinde bir açıklama yapılmıştır.
İş bu açıklamada başsavcı vekili, tarafımızdan kamuoyunun yanıltıldığını ve müvekkillerin parasız eğitim istemekten değil yasadışı silahlı örgüt üyesi olmaktan tutuklanıp yargılandıklarını belirtmiştir.
Bu açıklama birkaç açıdan izaha muhtaçtır.
KEMAL AVCI’NIN HAYATINA KASTEDİLİYOR. İŞKENCEYE SON!
Açıklama No:
329
KANDIRA 2 NO’LU F TİPİ HAPİSHANESİNDE TUTULAN
KEMAL AVCI’NIN HAYATINA KASTEDİLİYOR.
İŞKENCEYE SON!
03.10.2011 tarihinde müvekkilimiz Kemal AVCI ile aynı hücrede kalan arkadaşı, telefon görüşmesi sırasında yakınlarına, Kemal AVCI’nın birkaç gün önce sağlıklı bir biçimde, hücre cezasını çekmek üzere tek kişilik bir başka hücreye götürüldüğü ve bugün ise sedye üzerinde konuşamaz duruma gelecek kadar dövülmüş olarak geri getirildiğine ilişkin, tarafımıza iletilmek üzere bilgi vermiştir.
Kemal AVCI ‘ya daha önce Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından epilepsi hastası olduğuna dair tanı konulmuştur. Bu nedenle tek başına hücrede tutulamaz. Kemal bu hastalığını defaatle hapishane idaresine bildirmesine rağmen, yine de tek başına hücreye konulmuştur ve kendisine epilepsi hastası olmadığı söylenmiştir.
YARGITAY ENGİN ÇEBER DAVASI KARARINI BOZDU
Açıklama No:
328
ENGİN ÇEBER’İN KATİLLERİNE CEZASIZLIK GÜVENCESİ!
İŞKENCEYE KARŞI MÜCADELEYE!
Engin ÇEBER, 28 Eylül 2008 tarihinde bir basın açıklamasına katıldığı ve Yürüyüş Dergisi dağıtımı yaptığı için gözaltına alındı. Gözaltına alınması sırasında ve karakolda tutulduğu süre içerisinde polislerin işkencesine maruz kaldı. İşkence gördüğü dış görünüşünden anlaşılmasına ve doktor raporlarında açık olmasına rağmen işkenceciler değil, Engin ÇEBER tutuklandı. Metris Hapishanesine götürüldüğünde kabul işlemleri yapan jandarmalar tarafından işkenceye devam edildi. Metris Hapishanesinde tutulduğu 7 Ekim 2008 tarihine kadar kesintisiz işkence gördü. Bu tarihte kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesinde 10 Ekim 2008 tarihinde yaşamını yitirdi.
Engin ÇEBER’in katledilmesi üzerine Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 39 gardiyan, 3 müdür, 13 Polis, 4 asker ve 1 doktor toplam 60 sanık hakkında dava açıldı. Yargılama sırasında sahte belgeler, sahte bilirkişi raporları düzenlendi, tanıklar tehdit edildi, kamera kayıtları silinmeye çalışıldı. Amaç işkencecilerin cezasız bırakılmasıydı. Başta onlarca Baro, 1000 avukat, Demokratik Kitle örgütleri, sendikalar başta olmak üzere toplumsal muhalefetin davayı sahiplenmesi sonucunda, 1 Müdür ve 3 gardiyan hakkında işkenceyle adam öldürmek suçundan müebbet, 3 polise işkence yapmaktan toplam 17,5 yıl hapis, 2 gardiyana işkence yapmaktan toplam 15 yıl, 2 gardiyana kasten yaralama suçundan toplam 10 ay, 2 müdür ve 3 gardiyana görevi ihmal suçundan toplam 25 ay, 1 gardiyana suçu bildirmemekten 5 ay, 1 doktora ise sahte evrak tanzim etmekten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.
AVUKAT FUAT ERDOĞAN BİZİMLE YAŞIYOR
Açıklama No:
327
Avukat Fuat ERDOĞAN Türkiye’de devrimci avukatlık pratiğinin en önemli örneklerinden biri olarak önümüzde yol gösteriyor. Avukat Fuat ERDOĞAN 28 Eylül 1994 tarihinde İstanbul Beşiktaş’ta mühendis ve sendikacı arkadaşlarıyla otururken, daha önce avukatlık yaptığı onlarca infaz dosyasının sanığı polisler tarafından katledildi. Katledenler daha sonra beraat ettirildi.Devrimci avukatlar toplumsal, siyasal sendikal muhalefetin sadece savunmanı değil aynı zamanda bir parçası oldular, mücadelelerini duruşma salonlarına, mahkeme kürsülerine hapsetmediler. Mesleki pratikleri sadece devlet terörünün mağdurlarını savunmak değil aynı zamanda ödenen ağır bedellere ortak olmayı da getirdi. Sadece yüzlerce infaza, kaybedilmeye tanıklık etmediler. Bu mücadelenin bir parçası oldukları için devlet terörünün doğrudan muhatabı oldular. Hapsedildiler, katledildiler.
AVUKAT FUAT ERDOĞAN ANISINA II. ULUSLAR ARASI SEMPOZYUM “HAK MÜCADELESİ VE HUKUK” İSTANBUL 17/18 EYLÜL 2011*
Dört kıtada¹ bu mücadelenin içinden avukatlar, 2009’da İstanbul’da bir araya gelmiştik. Bildirge ile açıkladığımız gibi;
“Aramızda bulunması doğal görüş ve tutum farklılıkları, alanlarımıza ve ülkelerimize özel farklı ihtiyaçlar, bizi birbirimize güçlü bir zincirle bağlayan dayanışma ihtiyacımızdan ve enternasyonalist kararlılığımızdan daha büyük değildir…”
Bugün iki yıl öncesine göre daha hazırlıklı, kararlı ve istekliyiz. Bu kararlılık ve istekle halktan yana hukukçuları Eylül 2011’de İstanbul’da haklar mücadelesi üzerinde birlikte çalışmaya çağırıyoruz;
“HAK MÜCADELESİ VE HUKUK” (2011 İstanbul)
- Temel; siyasal ve sosyal haklarımızı nasıl kazandık?
- Haklara saldırının boyutları nedir?
- Yaşama, vücut dokunulmazlığı, barınma, çalışma, ifade, örgütlenme hakları hangi
bedellerle inşa edildi?
- Haklar mücadelesinden neden vazgeçilemez?
Dünyanın dört bir yanında yoksulların, ezilen halkların, çalışan sınıfın hakları ağır bir tehdit altında. İşgal, tecrit, kişiliksizleştirme, kölelik dayatılıyor. Milyonlarca aç, işsiz, evsiz, geleceği çalınmış yoksul bir taraftayız, egemen ve sömürücü bir avuç azınlık diğer tarafta. Haklar mücadelesinde bulunduğumuz noktayı ve “haklara yönelmiş” kapsamlı saldırıyı birlikte değerlendirelim, açığa çıkaralım, mücadele araçlarını yaratalım.
İnsanlık tarihi boyunca ağır bedeller ödeyerek, büyük mücadeleler sonucunda kazandığımız ve hiçbirisini egemenlerin bağışı olarak göremeyeceğimiz haklarımıza sahip çıkmak zorundayız. Temel haklarımızın, milyarlarca yoksulun kolayca ellerinden alınabilecek birer “tasarruf tedbiri” haline getirilmesine izin vermeyelim.
“Güvenlik” ve “Kar verimliliği” adı altında, yaşamı, geçimi, siyasal mücadeleyi, örgütlenmeyi acımasızca budayan ve gerileten emperyalist saldırganlığa birlikte dur diyelim.
Haklarımıza bir kez daha ve güçlü olarak sahip çıkmak için, 17/18 Eylül 2011’de İstanbul’da² buluşalım.
HALKIN HUKUK BÜROSU

¹ Türkiye, Venezuella, Kolombiya, Arjantin, İtalya, Yunanistan, Almanya, Bask Ülkesi, Lübnan, Filistin, Irak, Mısır.
² Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Yerleşkesi
Fuat ERDOĞAN, halkın davasını her koşulda savunmanın sembolü olarak, mücadelemizde yaşamaya devam ediyor.
FUAT ERDOĞANAvukat. 1962,Denizli-Acıpayam doğumlu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Üniversite öğrencisiyken demokratik üniversite mücadelesinin içinde yer aldı. Bu nedenle defalarca gözaltına alındı ve tutuklandı. Hakkında DGM(Devlet Güvenlik Mahkemesi)de Devrimci Sol üyesi olmaktan ötürü dava açıldı. Üniversiteyi bitirtikten sonra Halkın Hukuk Bürosu'nda avukatlık yapmaya başladı. Avukatlığının 2 inci yılında, hakkında 10 yıl hapis cezası verilmesi nedeniyle aranır duruma düştü. İnfaz kanunu uyarınca kısa bir süre hapishanede kalması gereken ERDOGAN, bu haksız cezayı kabul etmedi. Ezilenlerden yana mücadelesini sürdürdü.
IN MEMORY OF LAWYER FUAT ERDOGAN II. INTERNATIONAL SYMPOSIUM "THE STRUGGLE FOR RIGHTS AND LAW" ISTANBUL 17-18 SEPTEMBER 2011
In 2009 we, lawyers within this strugle from four continents[2] came together. As we asserted in our declaration:The differences of opinion and attitude that naturally exist between us, our different needs specific to our various areas and countries are not greater than our need for solidarity and our internationalist determination that constitute a powerful bond between us.
Today, we are much more prepared, determined and eager than two years ago. With this determination and eagerness, we invite lawyers defending people's rights to work together in order to work on the struggle for rights in September 2011 in Istanbul.
"The Struggle for Rights and Law" (2011 Istanbul)
- How did we get our basic social and political rights?
- What is the extent of the violation of basic rights?
- What kinds of prices have been paid for the right to life, physical integrity, housing, work, expression and association?
- Why is the struggle for rights indispensable?
On all over the world the rights of poor, oppressed people, working classes are under a serious threat. Occupation, isolation, dehumanizaton and slavery are imposed. We; millions of starved, unemployed, homeless, hopeless people are on the one side of this struggle and a small minority of dominant exploiters are on the other side. We invite you to give an account to our current situation in the struggle for rights and dispose the extensive assault towards the rights and produce the ways of resistance.
We have to defend our rights that we have acquired throughout history by paying great prices and none of which can be taken as gifts of dominant classes. We should not allow that our basic rights to be violated under the guise of economic necessities.
Let's stop the imperialist hostility which relentlessly restricts against life, subsistence, political struggle and association in terms of "security" and "profit efficiency".
We invite you to Istanbul in September 17-18, 2011 in order to make a claim to our rights once again and stronger.
THE LAW OFFICE OF THE PEOPLE

Ayhan Çarkın'ın da failleri arasında yer aldığı infazlar hakkında suç duyurusu

Hükümetlerin, anayasaların, parlamentoların birbirine devrettiği iktidarla, kendisine ekletmek, kendisini onaylatmak, aklatmak ve yeniden üretmek dışında hiçbir ilişkisi olmayan bu iktidar türü, bizzat Devletin kendisidir.
Ergenekon davası ile kamuoyu gündemine bir kere daha getirilmiş olan bu Devlet faaliyetinin; egemen güç odakları arasındaki uzlaşmaların izin verdiği ölçüde, gözden çıkarılmış, emekli, milletvekili seçilememiş faillerinin şahsında yargılanarak yahut yakın siyasi tarihimizi “KOMPLO TEORİLERİ” halinde kavrayarak durdurulamayacağı açıktır.
Kontrgerilla/Özel Harp/Özel Harekât davası; dünün veya hatırlanmayan geçmişin değil bugünün ve yarının sorunu olarak önümüzdedir. Saldırılar bitmemiştir, yakın gelecekte olumlu gelişmeler için herhangi bir beklenti de bulunmamaktadır. .
Susurluk kazasının gözler önüne serdiği faaliyeti doğuran ve yeniden üreterek koruyup aklayan “siyasal/hukuksal” kültür iş başından hiç ayrılmamıştır.

